Bu sayfa, akreditasyon programına başvuran terapistler için hazırlandı: Enstitü'nün nasıl çalıştığını, neyi neden yaptığını — bir başvuru sahibinin sormaya hakkı olan her soruyla birlikte — anlatır. Başlıklara dokunarak bölümleri olduğu yerde açabilir ya da merak ettiğinizi doğrudan aşağıya yazabilirsiniz.
Akreditasyon programıyla ilgili tüm bilgileri bu kitapçıkta; programın eğitmeni, süpervizör Erhan Özden'in teorik bakış açısıyla ilgili tüm bilgileri ise bu sayfada bulabilirsiniz.
Bir satıra dokunun — sayfa çevrilsin.
Bu kitapçığın en temel sorusuyla başlayalım — çünkü siz de muhtemelen buradan başlıyorsunuz.
Önce dürüst bir tespit: Türkiye'de çift terapisi, büyük ölçüde bireysel terapiden devşirme yürüyor. Bireysel terapi eğitimi almış terapistler, iyi niyetle, odaya bir kişi yerine iki kişi alarak çift terapisi yaptıklarını düşünüyor. Oysa çift terapisi odasının dinamiği bambaşkadır — ve bireysel terapi teknikleriyle çalışılan bir çift odasında en büyük risk şudur: terapist, farkında bile olmadan ilişkinin arasına bir yarık açabilir. Bir tarafı derinlemesine duyarken öbür tarafın gözünde avukata dönüşür; bireysel içgörü kazandırırken ortak zemini inceltir. İyi niyet, yanlış metodolojiyle, ayrılığın gerekçesi hâline gelebilir.
Enstitü'nün 18 yılı, tam bu boşluğa verilmiş bir cevaptır: Dünyanın çift terapisi teorisyenlerinden öğrendiklerimizi kendi seans odalarımızın 18 yıllık deneyimiyle birleştirerek çift odasına özgü bütünlüklü bir metodoloji geliştirdik. Sonra bu metodolojiyi havada bırakmadık: çiftlerle yürütülecek 20 seanslık uygulamanın iskeletini kurduk, dönüşümü ölçen testleri geliştirdik ve hepsini terapistin elinin altına getiren PairLab aplikasyonunu yarattık. Yani ortada yalnızca bir "eğitim" yok; bir metodoloji ve onun tüm uygulama enstrümanları var.
Akredite terapist, işte bu bütünün emanet edildiği terapisttir: Metodolojiyi 60 saatlik eğitimle almış, yetkinliğine süpervizör onayıyla güvenilmiş, PairLab ve test kütüphanesine erişimi açılmış — ve Enstitü'nün 18 yıllık marka değeriyle kendisine başvuran danışanların yönlendirildiği yetkin çift terapisti ağının üyesi.
Bir tarih notu, bunun yerini anlatır: Enstitü bugüne kadar dokuz nesilde 550'nin üzerinde psikoterapiste kendi metodolojisini anlattı. Ancak akreditasyon yetkisi ve metodolojinin aplikasyonu ilk kez onuncu nesille — yani 2026–2027 sezonuyla — veriliyor. Bu programa katılanlar, dokuz kuşaklık bir geleneğin ilk akredite kuşağıdır.
Peki akreditasyon nasıl sürer? İki katman var. Dönem içinde: akreditasyonun sürmesi, taahhütlerin (oturumlara katılım, program sonunda kurul onayından geçen bitirme sunumu) yerine getirilmesine bağlıdır. Taahhüdünü aksatan terapiste önce yazılı hatırlatma yapılır; aksaklık makul sürede giderilmezse tanıtım ve danışan yönlendirmesi askıya alınabilir, sürerse akreditasyon sonlandırılabilir — ancak bu sonuçların hiçbiri terapist aleyhine borç, cezai şart veya tazminat doğurmaz. Yaptırımımız para değil, statüdür. Yıl sonunda: akreditasyon 31 Ağustos 2027'de kendiliğinden sona erer; sürdürmek isteyen terapist uzatma başvurusu yapar ve süpervizör değerlendirmesiyle yenilenir — bu değerlendirmede seans takip düzeniniz, danışan geri bildirimleriniz ve danışanı süreçte tutabilme gibi göstergeler doğal olarak dikkate alınır. Bunu bir sınav gibi değil, ağın kalite sözü gibi okuyun: "akredite" kelimesinin danışan gözünde bir anlamı olacaksa, her yıl yeniden hak edilmesi gerekir.
Bu mühür, akredite terapistlerin Enstitü mecralarındaki tanıtımlarında ve akreditasyon belgelerinde kullanılır — dönem bilgisiyle birlikte: çünkü bu işaret, bir kez alınıp asılan bir plaket değil, her yıl yeniden hak edilen bir sözdür.
Bir kurum her şeyi yapabilirken tek şeye odaklanıyorsa, bunun bir gerekçesi olmalı. Bizimki bir pazar hesabı değil; klinik bir kanaat — ve belki de bu kitapçıktaki en derin inancımız.
Şuna inanıyoruz: İlişki, insanın bireysel iç dünyasını dönüştürmekte bireysel terapi kadar — bazen ondan daha da — işlevsel bir alandır. Nedeni aktarımda saklı. Bireysel terapide, danışanın çocukluğundan taşıdığı örüntülerin terapiste aktarılması ve bu aktarımın çalışılabilir olgunluğa gelmesi zaman ister; güven alanı kurulur, beklenir, emek verilir. Oysa bir ilişkide aktarım zaten oradadır — çünkü partnerimizi, farkında olmadan, tam da yaramızın şekline göre seçmişizdir. Ebeveynlerimizle yaşadığımız o en eski dinamik, gerçek hayatın ortasında, en hazır hâliyle karşımızda durur: partnerimizde.
Bu yüzden ilişki krizleri bize göre yalnızca sorun değildir; doğru müdahale edilirse, bireysel yaranın dönüşmesi için en bulunabilir fırsattır. Bireysel terapide aylarca olgunlaştırılması gereken malzeme, çift odasına ilk seansta kendiliğinden gelir — kriz, aktarımın ta kendisidir. Mesele o krizin içinde kaybolmak değil, onu okuyabilen bir terapistin eşliğinde onarıma çevirmektir.
Tıkanmış bir ilişkiye yaklaşımımızı en iyi bir mühendislik benzetmesi anlatır: Ayakta duran ama artık taşımayan bir yapıyı yıkmazsınız; önce yapısını anlarsınız — yük nereden biniyor, çatlak nereden ilerliyor — sonra tam da uygun yerlere, hesaplı müdahaleler yaparsınız. Çift terapisi bizim için budur: ilişkinin mevcut mimarisini anlamak ve onu, iki kişinin de içinde iyileşebileceği bir yapıya doğru, özenle dönüştürmek.
İşte bu yüzden tek işimiz bu. İlişkiyi en iyi iyileşme alanı olarak görüyoruz; 18 yıldır başka hiçbir şeye bakmıyoruz — ve bu programda size anlatacağımız her şey, bu tek bakışın derinliğinden geliyor.
Evlilik Enstitüsü, 2008 yılında Erhan Özden tarafından İstanbul'da kuruldu. O günden bu yana tek bir soruya odaklandık: İlişkiler nasıl ölçülür, izlenir ve dönüştürülür? Bugün kendimizi bir terapi merkezi ya da bir eğitim kurumu olarak değil, bu ikisini de içeren bir yapı olarak tarif ediyoruz: Türkiye'nin ilişki laboratuvarı.
Enstitü, anonim şirket olarak kuruldu. İlk yıllar: çift terapisi seansları, ilk gözlem defterleri.
Uluslararası Imago Enstitüsü'nün çift terapisi yaklaşımı Türkiye'ye getirildi; psikoterapistlere yönelik ilk eğitim dönemleri açıldı. Bir dönem altı şubeye ulaşıldı.
Dokuz eğitim döneminde 500'ün üzerinde psikoterapist yetişti. Bu terapistlerin bir kısmı bugün kendi merkezlerini yönetiyor, bir kısmı eğitim veriyor. Televizyon programları, popüler psikoloji yazıları ve seminerlerle Enstitü söylemi kamuyla buluştu.
Yapı sadeleşti: altı şubeden tek Genel Merkez'e (Kadıköy, Bağdat Caddesi) dönüldü. Birikim, iki klinik teste ve PairLab dijital sistemine damıtıldı; Enstitü, dağınık büyüme yerine derinleşmeyi seçti.
Akredite Terapist Klinik Eğitim Programı (ATKEP) ile 18 yıllık birikim, ilişkiye bizim kadar inanan terapistlerle paylaşılmaya açıldı.
Bu tarihçenin bizim için anlamı şu: Enstitü, içinden geçen insanların geliştiği bir kültür oldu. Terapistler burada yetişti, vaka gördü, süpervizyon aldı, sonra kimi kendi merkezini kurdu, kimi eğitim vermeye başladı. Şimdi kurduğumuz akreditasyon ağı, bu kültürün sistemleşmiş hâlidir.
Kelime bir süs değil, bir çalışma biçimi. Enstitü'ye gelen her çift önce ölçülür (evre ve beceri testleri), sonra izlenir (PairLab ile zaman içindeki değişim), gerektiğinde teşhis edilir (süpervizörle teşhis seansı) ve müdahale edilir (bölgesindeki akredite terapistle terapi). Bu döngünün her turu Enstitü'ye üç şey bırakır: klinik veri (testlerden gelen çıplak sayılar), bu verilerin üzerine kurulan paradigmalar (postmodern ilişkilere dair analizler) ve yaşananları adlandıran Enstitü Sözlüğü. On sekiz yıldır her seans, bu üç havuzu biraz daha doldurdu — akreditasyon programında size aktarılan da tam olarak bu birikimdir.
Bir de sayıların anlatmadığı taraf var: bu kurumdan geçen üç yüzü aşkın terapistin önemli bir kısmı bugün kendi merkezlerini yönetiyor, süpervizyon veriyor, eğitim açıyor. Enstitü'nün en sessiz gurur kaynağı budur — burada yetişmek, bir müfredatı bitirmek değil; bir klinik kültürün taşıyıcısı olmaktır. Akredite Terapist Kadrosu, bu kültürün onuncu kuşağıdır.
Size bir kurucu biyografisi yerine, kendisinin anlattığı hâliyle bir yol hikâyesi sunuyoruz — çünkü bu programda sizi eğitecek kişinin nasıl düşündüğünü bilmeye hakkınız var.
1979'da İstanbul Beyoğlu'nda doğdu. 1997'de İstanbul Üniversitesi Psikoloji Bölümü'nü kazandı; öğrencilik yıllarında araştırma asistanlığı yaptı, üniversite dergisinde ilişkiler üzerine yazılar yazdı. Lisans sonrası Adli Tıp Enstitüsü'nde yüksek lisansını tamamladı; Çapa Tıp Fakültesi alkol ve madde bağımlılığı bölümünde staj yaptı.
Meslek yolu düz bir çizgi değildi — ve bunu saklamıyoruz: bir dönem kurumsal dünyada pazarlama yöneticiliği yaptı, kişisel gelişim ve beceri eğitimleri verdi. Sonra kalıcı olarak psikoterapiye döndü: Hakan Türkçapar ve Gül Çolakoğlu'ndan bilişsel davranışçı terapi, Tahir Özakkaş'tan iki yıl bütüncül psikoterapi eğitimi aldı; Vamık Volkan'ın seminerlerini ve Psike İstanbul'un psikanaliz seminer dizilerini takip etti. Amerika'da Uluslararası Imago Enstitüsü'nden Imago çift terapisi eğitimini tamamladı, bu yaklaşımı Türkiye'ye getirdi ve beş yıl boyunca Louis McLoyd'dan Imago süpervizyonu aldı.
Bugün haftada ortalama 10 seans yürütüyor — yarısı bireylerle, yarısı çiftlerle. On dönemdir psikoloji mezunlarına psikoterapi eğitimleri veriyor. İlişki Analiz Testi ve İlişki Evreleri Testi'nin geliştiricisi; popüler psikoloji yazıları kitaplaştı, YouTube kanalında 60'ın üzerinde video anlatımı bulunuyor.
Pazarlama yöneticiliği yıllarının hikâyede tuttuğu yer de anlatılmaya değer: O dönem "kaybedilmiş yıllar" değil, bir dönüş noktasıydı. Kurumsal dünyanın içinden bakınca, insanların asıl derdinin sunumlar ve hedefler değil — eve döndüklerinde karşılaştıkları ilişkiler olduğu her gün daha görünür hâle geldi. Psikoterapiye dönüş bir kariyer değişikliği değil, bir eve dönüştü; ve o yıllardan kalan tek miras, bugün Enstitü'nün terapistlerine verdiği sözün ta kendisi oldu: görünürlük işini kurum üstlensin, terapist terapiye odaklansın — çünkü o işin ne kadar zaman ve zihin yediğini bilen biri kurdu bu sistemi.
Bugünkü ritim: haftada ortalama on seans (yarısı bireylerle, yarısı çiftlerle — Enstitü'nün kurucusunun hâlâ odada olması bilinçli bir tercihtir; modelin her cümlesi canlı vakalarla sınanmaya devam eder), on dönemdir süren psikoterapi eğitimleri, testlerin geliştirilmesi ve Enstitü yayınlarının editörlüğü.
Programın öğrettiği model, kitaplardan derlenmiş bir kolaj değil; 18 yılın seans odalarında damıtılmış bütünlüklü bir bakış. Özü şudur:
Hepimizin bir çocukluk yarası var — ve ilişki, o yaranın sahnesidir. İlişkiler, farkında olmadığımız bir bilinçdışı niyetle, bu yarayı onarma umuduyla kurulur. Çift terapisinin işi, çiftin ilişkiye getirdiği o görünmez yarayı görünür kılmak; partnerin bu yaranın neresine oturduğunu fark ettirmek; ve ebeveyn rolüne girmeden kurulmuş bir şefkat ve görünme alanı içinde, yaranın iyileşmesine iki kişinin birlikte tanıklık etmesini sağlamaktır. İlişkiyi "sen yaptın, sen onar" düzleminden, "ben bunu yaşadım — duy ve tanıklık et" düzlemine çeviririz.
Terapinin akışı da bu felsefeyi izler: Çift odaya iddianameleriyle gelir. Önce her biri, terapist tarafından gerçekten duyulur. Sonra bu bireysel hikâyeler partnerin yanında açılır ve partnere, hikâyenin anlaşılmasında rol verilir. Hedef, çiftin belki de ilk kez gerçek bir kesişimde buluşmasıdır: "İkimiz de anladık — meğer bir yaramız varmış." Bu kesişim, terapinin en güçlü motivasyon kaynağıdır. Süreç içinde önce ilişkiyi kanatan risk örüntüleri durdurulur, ardından davranışsal ödevlerle partnerler birbirinin hikâyesine destek olmayı öğrenir, krizler odada yeni bir yerden çözümlenir — ve nihayet tutku ve cinsellik alanına dokunulur: merak, gizem ve fantezi alanı yeniden (bazen ilk kez) açılır.
Arzu meselesine ayrıca bir paragraf borçluyuz, çünkü modelin en ayırt edici tarafıdır: Temel güven, ilişkinin zeminidir — ama arzu, paradoksal biçimde mesafeden beslenir. Partnerini tamamen "bilinen" hâle getiren çift, güvenli ama sönük bir alana yerleşir. Terapinin son evresi bu dengeyi yeniden kurar: iki ayrı iç dünyanın, birbirine merak duyabileceği kadar ayrı, güvenebileceği kadar yakın durması. Lacan'ın arzu kuramından Esther Perel'in klinik açılımına uzanan bu damar, programda kuram olarak değil, seans tekniği olarak işlenir.
Kaybolmuş bir çifte harita gerekir. İlişki Analiz Testi, ilişkiyi 16 başlıkta ölçer: her ilişkinin tutunduğu bir ana damar vardır — gözlemimiz, çiftlerin genellikle tek bir güçlü damara tutunup diğer alanları zayıf bıraktığıdır. Oysa tatmin edici ilişki, birden çok damardan beslenendir. Test bunu görünür kılar.
"Ana damar" fikrini bir örnekle açalım: Bir çift düşünün — eğlence puanı tavanda, birlikte gülmeyi hiç kaybetmemişler; ama yakınlık ve değer gösterme dipte. Dışarıdan "ne neşeli çift" görünen bu ilişki, tek damardan beslenen bir bünyedir: eğlence tükendiği gün (bir kriz, bir kayıp, bir çocuk) ilişkinin tutunacak başka damarı kalmaz. Test tam bu görünmezi görünür kılar — güçlü damarı kutlar, ihmal edilen damarları çalışma masasına koyar.
1 · Formülasyon pusulası. Terapist, daha ilk seanslarda hangi becerilerin zayıf ve hangi risklerin önde olduğunu görür; terapi planını sezgi üstüne değil, bu harita üstüne kurar. Aynı harita, süpervizördeki eşleştirme kararının da dilidir — terapist ile Enstitü aynı tabloya bakar.
2 · Değişimin kanıtı. Sürecin başında, ortasında ve sonunda tekrarlanan ölçüm, dönüşümü rakamla gösterir. "Sanki biraz daha iyiyiz" cümlesi, "yakınlık 46'dan 71'e çıktı" cümlesine dönüşür — terapist kendi işinin etkisini, danışan kendi emeğinin karşılığını görür.
3 · Danışanı süreçte tutan güç. Çift terapisinin en bilinen sorunu erken bırakmadır. Kendi değişim grafiğini gören danışan, sürece bağlanır: ilerleme görünür olduğunda umut somutlaşır, duraklamalar ise "terapi işe yaramıyor" hissi yerine "şu alana bakalım" konuşmasına dönüşür.
4 · Ödev motoru. Sonuçlar, danışanın ihtiyacına özgü ev ödevlerini önerir — zayıf beceriye özel, seans arasında ilişkiyi çalıştıran davranışsal adımlar. Terapi haftada bir saatlik bir oda olmaktan çıkar, haftanın tamamına yayılan bir pratik olur.
PairLab, terapinin seans odası dışında da yaşamasını sağlayan sistemdir. Her vaka için üç kişilik bir dijital oda kurulur: terapist, kadın ve erkek. Odadaki her şey yalnızca bu üç kişinin erişimindedir.
Akredite terapistler PairLab'i 3 ay ücretsiz kullanır (iOS ve Android). Üç ayın sonunda kullanıma devam etmek isteyen terapist, Enstitü'nün ilan ettiği PairLab üyelik aidatını öder; devam etmek zorunlu değildir ve aidat dışında sürpriz bir kalem yoktur — ilkelerimiz Bölüm 13'te.
Somutlaştıralım: İlk seansta çifti dinlediniz; seans sonunda PairLab'den İlişki Analiz Testi'ni atadınız. İkinci seansa rapor elinizde giriyorsunuz — 16 başlığın tablosunu çiftle birlikte açıyor, güçlü damarı teslim edip çalışılacak alanları birlikte işaretliyorsunuz (bu sunum anı, çoğu çift için terapiye asıl "evet" dedikleri andır: ilişkileri ilk kez bir fotoğraf gibi karşılarındadır). Sonraki haftalarda seans aralarını ödevler taşır: siz kütüphaneden ihtiyaca uygun ödevi seçip odaya bırakırsınız, çift uygulamasından takip eder. Sürecin ortasında ve sonunda ölçüm tekrarlanır; kapanış seansında başlangıç–bitiş grafiği ekrandadır. Danışan terapiden bir duyguyla değil, bir kanıtla ayrılır — ve o kanıt, sizi yakınlarına anlatırken kullanacağı ilk cümledir.
Akredite Terapist Klinik Eğitim Programı — 60 saat, 12 oturum: 7 Eylül – 23 Kasım 2026, her Pazartesi 10.00–17.00. Hibrit: her oturumda 30 kişilik kontenjan Kadıköy Genel Merkez'de yüz yüze misafir edilir; diğer katılımcılar eş zamanlı canlı online katılır.
Programın tamamı, kurucu ve süpervizör terapist Erhan Özden tarafından yürütülür — müfredat, seans örnekleri ve süpervizyon aynı klinik akıldan çıkar; 60 saat boyunca tek bir bütünlüklü modelin içinde kalırsınız. Program akışı içinde, ele alınan konunun gerektirdiği yerlerde yerli ve yabancı misafir eğitmenler davet edilebilir; misafir oturumları dönem içinde katılımcılara duyurulur.
Enstitü süpervizörlüğü bir unvan değil, bir eşiktir: Enstitü çatısı altında çift terapisi alanında on binlerce seans düzeyinde deneyim, kendine ait bir metodoloji ve terapist yetiştirme müfredatı gerektirir. Akreditasyon onayını veren tek yetkili, süpervizör terapisttir.
Bunu baştan, açıkça söylüyoruz: Eğitim sonunda dokümantasyon paylaşılmaz; oturumlarda ses ve görüntü kaydı alınmaz, alınamaz. Kendi tuttuğunuz notlar tamamen sizindir.
Nedeni iki katmanlı. Birincisi içeriğin korunması: Bu içeriğin yetkin olmayan ellerde, yanlış formatta uygulanmasının önüne geçmek ve Enstitü'ye ait değerlerin — testlerin, modelin, terminolojinin — kontrolsüz çoğaltılmasını engellemek istiyoruz; bunlar Enstitü'nün fikri mülkiyetindeki içeriklerdir. İkincisi ve daha önemlisi mahremiyet: Her oturum, o grubun kimyasına göre yaşayan bir paylaşımdır; katılımcılar zaman zaman kendi iç dünyalarından farkındalıklar getirir ve eğitmenin bunlara geri bildirimleri olur. Bu anların odada kalması, eğitimin derinliğinin ön koşuludur.
Katılım şartı kesindir: sertifika, oturumların en az %70'ine katılım ve bitirme sunumunun Akreditasyon Kurulu tarafından onaylanmasıyla verilir; modüllerini eksik tamamlayan katılımcıya sertifika verilmez ve eksik dersler bir sonraki dönemin grubundan tamamlanamaz — çünkü her grubun kimyası ve dinamiği kendine özgüdür ve grup aidiyeti, eğitimin besleyici kaynaklarından biridir. Kaçırdığınız oturumun kaydı da yoktur; bu yüzden Pazartesi'lerinizi programa gerçekten ayırabileceğinizden emin olarak başvurun.
Hibrit deneyim üzerine bir söz: Yüz yüze kontenjan her oturumda 30 kişidir; online katılanlar oturuma eş zamanlı, canlı bağlanır — sonradan izleme olmadığı için online katılım da "kayıt seyretmek" değil, o sabah o odada olmaktır. Sorular, paylaşımlar ve geri bildirimler iki kanaldan da akar; grup kimyası dediğimiz şey, ekranla salonun toplamında kurulur.
Enstitü'nün bakışı üç temel değere dayanır — akreditasyon da bu üçünün aktarımıdır:
Akreditasyon şu sürecin belgesidir: Lisans kontrolü yapılmış bir terapiste bu üç değer ve Enstitü testleri üzerine 60 saatlik dolu bir içerik sunulmuş, en az %70 devamı teyit edilmiş ve süpervizör terapist tarafından yetkilendirilmiştir. Karşılığında terapist bir yıl boyunca: akredite terapist ağında gösterilir, ofis lokasyonundaki danışan talepleri kendisine yönlendirilebilir, PairLab test atama sistemine erişir, ihtiyaç duyduğunda süpervizyonla desteklenir ve meslektaş referans sisteminin içinde yer alır — akredite bir terapist, kendi yakınını başka bir akredite terapiste gönül rahatlığıyla yönlendirir; ağ, birbirine danışan yönlendiren meslektaşlar ağıdır.
Üç değerin akreditasyondaki yerini biraz daha açalım. Klinik veriler, 11.000 çiftin test sonuçlarından süzülen çıplak tablodur: hangi beceri hangi yaş grubunda çöker, hangi risk hangi evrede alevlenir — akredite terapist, karşısındaki çifti bu toplam tablonun içinde konumlandırabilir. Paradigmalar, bu verinin üstüne kurulan okumalardır: postmodern ilişkilerin yeni sancıları, değişen bağlanma biçimleri, arzunun bugünkü kaderi üzerine Enstitü analizleri. Sözlük ise ortak dilin kendisidir: aynı kavramı aynı kelimeyle adlandıran terapistler, birbirinin vakasını dakikalar içinde anlayabilir — süpervizyonun, meslektaş danışmasının ve referans ağının hızı bu ortak dilden gelir.
Unvanın günlük kullanımı da netleştirelim: "Evlilik Enstitüsü Akredite Çift Terapisti (2026–2027)" ibaresini kartvizitinizde, web sitenizde, sosyal medya profilinizde ve ofis tabelanızda kullanabilirsiniz; Enstitü de sizi kendi mecralarında aynı ibareyle tanıtır. Dönem bilgisini düşürmemenizi öneririz — yıllık yenileme sisteminin dürüstlüğü, unvanın tarihli olmasındadır ve bu tarih, unvanı devalüe etmez; tam tersine "her yıl yeniden hak edilen" bir şey olduğunu söyler.
Akreditasyon yıllıktır: 31 Ağustos 2027'de kendiliğinden sona erer; devamı, uzatma başvurusu ve süpervizör değerlendirmesiyle yenilenir (mekanizmanın tamamı Bölüm 01'de). Tüm hak ve yükümlülüklerin tam metni Kesin Kayıt Formu'ndadır.
Önce felsefemiz — çünkü beklenti yönetiminin en dürüst yolu bu:
İlkemiz şudur: Danışana ulaşmak için gereken dijital beceriler — algoritma yönetimi, video prodüksiyonu, tanıtım dili — psikoterapinin özüne ait beceriler değildir; bu yatırımın terapistin omzunda olmaması gerektiğine inanırız. Terapistin asıl sermayesi kendi varoluşu, bağ kurma kapasitesi ve tekniğidir. Bu yüzden görünürlük çalışmalarını Enstitü üstlenir; terapist, nitelikli terapiye odaklanır.
Bu işin üç bacağı var: teknik, pazarlama ve uygulama. Teknik ile pazarlamayı Enstitü üstlenir — SEO, sosyal medya, video prodüksiyonu, seminerler, dijital altyapı. Uygulama, yani terapinin kendisi, tamamen size aittir.
İki adımı büyütecek altına alalım. Teşhis seansı sıradan bir ön görüşme değildir: yalnızca Enstitü süpervizörleri tarafından, online yapılır; ilişki analiz edilir, ihtiyaç adlandırılır ve danışanla nazik ama net bir yüzleştirme gerçekleşir — çoğu çift, sorunlarının ilk kez bu seansta "teşhis" düzeyinde adlandırıldığını söyler. Terapiye başlama kararının motivasyonu büyük ölçüde burada doğar; yani size ulaşan danışan, ikna edilmesi gereken değil, hazırlanmış danışandır.
Eşleştirme ise iki dosyanın buluşmasıdır: bir yanda danışanın demografisi, ilçesi, ücret beklentisi ve teşhiste beliren çalışma alanları; öte yanda sizin dosyanız — eğitim geçmişiniz, teknik yatkınlıklarınız, formda ve eğitim boyunca süpervizörün sizde gözlemledikleri. Karar mekanik bir algoritma değil, süpervizörün klinik kanaatidir; amaç "sıradaki terapiste ver" değil, bu çifte en iyi gelecek odayı bulmaktır.
Ne kadar danışan geleceğini öngörmek mümkün değil ve size rakam vaat etmeyeceğiz; sözleşmemiz de vaat etmez. Eşleştirmede demografik uygunluk belirleyicidir; tercihimiz kapasitemiz ölçüsünde her terapiste şans verebilmektir. Ama asıl inancımız şu matematikte:
Ek destekler: meslektaş referans ağı, oda ihtiyacında Enstitü şubeleri veya ağ içi çözümler, halk seminerlerinde terapist-halk buluşmaları ve eğitim içinde kendi danışan çevrenizi büyütme pratikleri.
Seans ücretinizi tamamen siz belirlersiniz. Enstitü buna karışmaz — ücret belirlemenin, terapistin kendine verdiği değerle ilgili otantik bir anlamı olduğunu düşünürüz; eğitimde yalnızca farklı ücretlendirme modellerinin ne anlama geldiği konuşulur. Enstitü'nün payı sabittir: yönlendirilen danışanla gerçekleşen her seans için 1.000 TL — sizin seans ücretinizden bağımsızdır, ücretinize göre artmaz, azalmaz.
Bu, deneyimli terapistlerin en haklı sorusudur — cevabımız nettir: Enstitü, terapiste yöntem dayatmaz. Herkes kendi varoluşu ve birikimiyle odada yer alır; öğrendiklerini kendi background'uyla harmanlayarak terapi yapar. Bize göre terapi, terapistin varoluşuyla ilgilidir: yüzde yüz standartlaştırılamaz, standartlaştırılmamalıdır — otantik olmalıdır.
Terapiyi güçlendirdiğini gördüğümüz yöntem ve araçlar sizinle paylaşılır; dilerseniz uygularsınız. Enstitü testlerini, müdahale tekniklerini kullanmadığınızda size hiçbir yaptırım uygulanmaz. Enstitü'nün tek "denetimi" şudur: terapinin başında ve sonunda uygulanan İlişki Analiz Testi'ndeki değişim. 16 ilişki değerini önemsiyoruz — ama bunların Enstitü'nün önerdiği yolla mı, bambaşka bir yolla mı dönüştüğü bizim için fark etmez. Dönüşüyorsa, yeterlidir.
Klinik Analiz Formu'ndaki açık uçlu sorular tam olarak bunları arar. Bu yüzden "doğru cevap" yoktur; kendi sesinizle yazın.
"Su sızdırmazlık" ifadesini biraz daha açmak isteriz, çünkü seçimin kalbi orasıdır: Çift terapisti, odada iki insanın en keskin yaralarıyla çalışır — ve o yaralar, terapistin kendi yaralarına değmeden geçmez. Kendi iç dünyasının dinamiklerini tanımayan terapist, danışanın hikâyesiyle kendi hikâyesini karıştırır; farkında olmadan taraf tutar, tetiklenir, kaçınır. Bu yüzden kendi terapisinden geçmiş ya da geçmekte olan terapisti ararız: mesele "sorunsuz" olmak değil — sorunlarıyla tanışık olmaktır. Formdaki kişisel sorular bu tanışıklığı yoklar; cilalı cevaplar değil, kendi üzerine düşünebilen bir zihin arar.
Özerkliğin öbür yüzü de yazılı dursun: Enstitü'nün tek ölçüm noktası, terapinin başında ve sonunda uygulanan testteki değişimdir. 16 ilişki değerini önemseriz — ama o değerlerin Enstitü'nün önerdiği tekniklerle mi, sizin kendi yolunuzla mı dönüştüğü aramızda hiçbir fark yaratmaz. Dönüşüm varsa, yol sizindir; yoksa, süpervizyon kapısı açıktır. Denetim değil, ölçüm; talimat değil, davet.
"Altyapısı olan bir kurum" lafla değil, organizasyonla anlaşılır. Tüm birimler kurucu ve süpervizör terapist Erhan Özden'e bağlı çalışır:
Kalem kalem, saklısı yok:
İki ilkemizi de yazılı verelim: (1) Sürpriz madde en pahalı maddedir — ödeyeceğiniz her kalem bu sayfada ve Kesin Kayıt Formu'nda yazılıdır; yazmayan kalem yoktur. (2) Ayrılık her zaman, gerekçesiz ve yazılı bildirimle serbesttir — ve ayrılmanız nedeniyle hiçbir cezai şart, tazminat veya eğitim bedeli ödemezsiniz. Kural şudur: 15 Ağustos 2026 tarihine kadar kayıt iptali talep ederseniz ödediğiniz destek payı kesintisiz iade edilir; bu tarihten sonraki gönüllü ayrılmalarda pay iade edilmez (pay, adı üstünde, ödendiği anda araştırmalara aktarılmıştır). İleriye dönük taahhütleriniz (bitirme sunumu gibi) ise ayrılmayla kendiliğinden düşer. Sözleşmeyi Enstitü feshederse destek payınız iade edilir. Tam metin: evlilikenstitusu.com/kesin-kayit
Bir şeffaflık notu daha: Ödemeler Erhan Özden hesabına yapılır — dekontta bu ismi görmeniz normaldir, sürpriz değildir.