Postmodern çağda romantik ilişki, çoğu zaman çocuklukta kapanmamış bir hesabın yeni adresi oldu.
Bir önceki çağda ilişki "birlikte mücadele etmek"ti; en değerli boyut takım olmaktı. Bugünse ilişki, ebeveynle kurulamamış bakım ilişkisinin yetişkinlikteki bir tekrarına dönüşüyor. Yetişkin bir bedende çocukça bir bakım arayışı ise hiçbir zaman tam tatmin etmediği için ilişkiyi sessizce toksikleştiriyor.
Bir önceki kuşakta ilişkinin anlamı büyük ölçüde mücadeleydi: zorlukla birlikte baş etmek, hayatı bölüşmek, ayakta kalmak. Ölçtüğümüz on ilişki değeri içinde o çağda en çok öne çıkan boyut "takım olma"ydı. İki kişi, ortak bir cepheye karşı yan yana dururdu.
Bu çağda denklem değişti. Özellikle 1970–2000 arası doğan kuşak, kendine ait alanın çoğu zaman açılamadığı, sınırların sık sık ihlal edildiği bir çocukluktan geçti. İhtiyaç duyduğu alanı, görülmeyi, bakımı tam alamamış bu nesil, o kapanmamış ilişkiyi bitirmedi — yalnızca taşıdı. Ve çoğu zaman onu romantik ilişkide yeniden kurmaya çalışıyor: partnerinden ya bir ebeveyn gibi bakım almayı bekliyor ya da ebeveyninden alamadığı bakımı partnerine vererek o eski boşluğu kapatmaya çalışıyor.
Sorun şu ki bu artık yetişkin bir bedende yaşanıyor. Çocukken karşılanamamış bir bakım ihtiyacını yetişkin bir ilişkinin içinde tekrarladığınızda — ister bakım alan, ister bakım veren tarafta olun — model işlemiyor. Çünkü artık yetişkin arzularınız da var ve bu çocukça düzen onları karşılamıyor. Dışarıdan sevgi gibi görünen şey, içeride bir takılma noktasına dönüşüyor.
Böylece ebeveyn-çocuk ilişkisi, postmodern çağın sessiz ilişkilenme modeli hâline geldi. Bunu toksik yapan kötü niyet değil; yanlış adrese gönderilmiş, zamanında karşılanmamış bir ihtiyaç.
Ölçüm sistemimizde bu modelin iki kutbunu izliyoruz: Superman (partnerini kurtaran, ona ebeveynlik eden taraf) ve Yavru Kedi (korunmaya, bakılmaya teslim olan taraf). Çiftlerin %60'ında bu iki eğilimden en az biri belirgin. Ve en çarpıcısı: Superman eğilimi arttıkça sınır ihlali de güçlü biçimde artıyor — yani "kurtarma" çoğu zaman farkında olmadan bir sınır aşımına dönüşüyor.
Çocukluğun yarım kalan bakım ihtiyacı, yetişkin bir aşkın taşıyamayacağı kadar ağırdır.